26 Mayıs 2009 Salı

Dinle Neyden


“ Dinle neyden, zirâ o birşeyler anlatmakta
Ayrılıklardan şikâyet etmededir.
Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.”

Mevlana'nın ünlü Mesnevi'si bu sözlerle başlar. Mevlana'ya göre musiki yaradanın lisanıdır.. Yaman Dede ise ney için şöyle der:

Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,
Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,
Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Gerçekten de ney sesi alemler üstü bir fısıltıdır dinleyebilene.. İnsanlar genellikle ney sesinin huzur verici olduğu konusunda hem fikirlerdir fakat bunun öğrenilmişlik olduğu kanaatindeyim. Gerçekten o sese kulak veren insan ne kadardır? Bir çoklarına da ney sesi iç karartıcı gelir. Bu da yine aynı öğrenilmişliktir. Yıllarca Türk filmlerinde mezarlık sahnelerinde kullanılan ney, insanlara ölümü hatırlatmaya başladı.. Bunun bir diğer sebebi de neyin alemler üstü sesi, ölümden öte başka bir alem bilmeyen insanoğlunun aciz yorumudur. Bu anlaşılabilir bir durumdur. Hayat ve varoluş ile ilgili bile bu kadar kıt fikirlere sahipken, ölüm ve ötesi hakkında ne bilebiliriz ki? Günümüz fiziği başka boyut ya da alemlerin varlığını kanıtlama aşamasındadır. İleri fizikçilerin teorilerine göre bütün bu alemler ve madde müzik notalarına benzer şekilde farklı frekanslarla titreşmektedir. Konuyla ilgilenenler "strings theory"yi inceleyebilirler. Musikinin Tanrı'nın lisanı olduğu fikri modern fiziğin temellerini atan Newton'un bile daha doğmadığı bir dönemde Mevlana tarafından dile getirilmiştir. Kanımca bilim ilerledikçe tasavvuf ve diğer batıni-ezoterik öğretilerin varoluşu anlamada ne kadar doğru olduğu gün yüzüne çıkacaktır. Yine de hayata bakışımızda başat olanın inanç değil bilim olması gerekliliği değişmez. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Konudan fazla sapmadan:

Ney, sazlıklarda yetişen kamıştan üretilir. Ney üretmek ya da genel tabirle "ney açmak" zorlu ve ciddi ustalık isteyen bir süreçtir. Keman çalmayı bilmeyen biri keman üretebilir fakat aynı şey ney için söz konusu değildir.

Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.

Ney, başta sazlıkta bir kamıştı. Sonra zanaatkar kamışı kopardı, içini oydu, üstüne delikler açtı ve onu kuruttu. Bu aynı insanın varoluş yolculuğuna benziyor..Kamışın sazlıktan alınması gibi sonsuz yuvamızdan koparıldık ve bu dünya'ya geldik. İçimiz oyuldu, delik deşik olduk. Yani bu evrenin fiziksel kurallarına uymak zorunda kaldık ve acıyla tanıştık. Ney bu yuvadan koparılışın acısını o kadar derin yaşadı ki, iniltisi yani sesiyle bütün insanları etkiledi. En azından duymayı başaranları. Görüldüğü üzere kamışın ney olma yolculuğu, ademoğlunun "kamil insan"la son bulacak tekamül süreciyle birebir örtüşüyor. Ney koparıldığı alemin lisanıyla inlerken, biz insanoğullarına o alemi hatırlatmaktan da geri kalmıyor. Yeter ki egonun, rekabetin, mücadelenin, nefretin, öfkenin aslında ne kadar gereksiz olduğunu fısıldayan neye ve ruhumuza kulak vermeyi başaralım! Sevgi ve ışıkla!

Onur Dinçer 26 Mayıs 2009