15 Eylül 2009 Salı

Aşk ol...


Sanılır ki, ney madde aleminin ötesinden bir sırrı fısıldar durur. O’nun anlattıklarına vakıf olmak meşakatli ve de uzun bir manevi yolculuk sonucu mümkün olabilir. Bilinmez ki ney sadası en aşikar sırdır. O sada o kadar duru bir gerçeği dillendirir ki, bunun önünde berisinde başka bir şey arayan kişi, geçitsiz duvarda altından bir kapı aramaktadır adeta. Bu kişi sanır ki, o kapıdan geçince hurilerce karşılanacak, incili kaftanlara bürünecek ve büyük bir tahta kurulacak. Sanır ki, mana aleminde bir güneş olacak ve yeniden doğacak. Ne kibir! Neyin sırrı sadasıdır. Ney hazırdır bütün kulaklara ulaştırmaya aşkını. O’nun inlemesi aşkın bizzat kendisidir. Aşk krallığında kapıya ne hacet, zümrütten saraylara ne hacet! Orada her nefes alana yer var. Yeter ki sen kapı ol, kapıcı ol, hizmetkar ol. Saray da sen ol, inci de. En aşikar sırdır aşk. Ne acayip ki en az bilineni de o. Maddenin ötesini arama, sen mana ol, sır ol, aşk ol!...

3 Eylül 2009 Perşembe

Gün gelir..

Gün gelir kurulur masalar, kahkahalar ve yürekten paylaşılan sözler eşliğinde doldurulur kadehler. Muhabbet güneş olur sen seyyare. Gün gelir çekersin kendini aniden kıyıya vurmaktan bıkan dalgalar misali. Parlarsın sabah yıldızı yalnızlığında..

Onur Dinçer 26.07.2009